Archive for Mart, 2007

Ağlamak hiçbir şeyi halletmiyor. Halletmez; bunu bende herkes gibi ya da çoğu insanın bildiği gibi biliyorum. Ama öyle anlar gelir ki bir tek ağlamak istersin. Çok içli olduğundan, çok üzüldüğünden ya da sevindiğinden değil; o an, öylesi (özel) anlarda her şeye ağlar insan.

Yani o acayip vakitlerde neye tutsan, neye baksan, ne yapsan, ne etsen [...]


Seni daha görmedim. Yakında da göreceğimi zannetmiyorum. Hiç görmesem de olur. Evet seni görmeden de yeterince seviyorum. Hatta inanmazsın sana olan sevgimi fazla bile buluyorlar. Fazlayı ben uydurdum; doğrusu saçma, manyakça anlamsız, çok çok anlamsız buluyorlar. Onlar istediği gibi bulabilirler; buna mani olmaya hakkım yok; hem imkânsız bir şey bu. Benim içinde, onlar içinde öyle.
mektuplar-6


Sende herkes gibi aynı şeyi sorma bana. “Nasıl olur, böyle şey olmaz, bir şey anlamıyorum” deme sakın. Demezsin, böyle şeyler sormak sana göre değil biliyorum; biliyorum ve yinede söylüyorum işte!

Beni bilmiyorsun belki, (evet haberin yok benden) ama çok şeyler hissettiğin, duyduğun kesin. Kendini saçmalamakla, garipleşmekle ya da başka ağır kelimelerle suçluyorsun. Olsun. Suçla. Bende [...]


Altı yıl önce anneme, Rabbimizden bir hediye gönderildi. Böyle sıcak bir yaz gecesinde annem kalp krizi geçiriverdi. Evimizin sesini soluğunu kesti bu hediye, önce. Şaşkınlık, sorular ve korku da onu takip etti. Ama kendini ilk toparlayan da yine annem oldu. İçinde bir boşluk hissediyor, yeni bir şeyler istiyor ama ne olduğunu bilemediği için bulamıyordu. Sonra [...]


IVDüz, yavan sesler kulaklarıma doluyor aralıklarla. Bazen de kısa metrajlı sorular.Masmavi boğaza, gökyüzüne, parçalı, pul pul bulutlara bakıyorum. Keskin, damardan diye nitelenen bir şarkı, çocukluğumu, çocukluğumun en yürekli yanlarını sırtlayanı, dönmeye başlıyor daracık mekânda. Çocukluğum geçmemiş, çocukluğum yanı başımda sanki. Ve her şey içimde şimdi; her şey içinde insanın. Büyüklüğü gibi, çocukluğu da, küçüklüğü de.
Sesler [...]


Kavimler ve papatyalar; bunlar arasında bir yakınlık, birbirine olağanüstü, masalsı (tüm masalsılığına rağmen gerçeğe bitişik) bir benzerlik var. Her ikisine de aynı hislerle yaklaşılabiliyor en başta.
Mesela ben bir papatya topluluğu gördüğüm zaman, hiç birine yüreğimle dokunmadan, bakışlarımı kondurmadan sarı beyaz renklerine geçip gidemem.
Nedir papatyalarla kavimleri bu kadar yakın kılan? Özde, özünde bütün insanlar çiçek [...]


Bende o yunanlı gibi*, gül parmaklı diye nitelemek istiyorum güneşi; bu nitelemeyi güneşi gördüğüm ve görmediğim zamanlar düşündüm.

Ve bir yerde okurken ve gözüm kapalı, gül parmaklı güneş diye tekrar edip dururken (içimden) çok hoş oluyor.

Ama direk güneşe bakarken, onunla yüz yüzeyken, dilimden dökülmüyor bu tanımlama.

Güneş batarken kıpkırmızı bir ateş topu gibi; elin değdiği [...]


Rabbim nisyanımı bağışla; seni görmediğim zamanları, sensiz geçen anları, sensizliğimi.
Senden uzaklaştırdıysa sevdiklerim, sevilenler, sevdalar, öldür onları; mezar olsun yüreğim onlara.
Canlandır, şenlendir gönlümü; ağart artık, unutmamak üzere, karartmamak üzere ağart.
Beni senden çalan bütün renklerden, desenlerden nedamet getirt, nefret ver.
Yardım et; ya tez bitir sensizliğimi, ya uzatma bu adi çapulcu eğlenceyi.
mektuplar-102.10.’97


Modern dönemde insanlığın en büyük çıkmazlarından birisi, topluma model olacak şahsiyetlerin ya yaşamın kıyısında kalmaları, ya da dar bir çevre içersinde hayat serüvenlerini devam ettirmeleridir. Evlerimize kadar giren yoz kültürün önüne set olabilecek, toplumun temel değerlerini muhafaza edecek öncü güç işte bu şahsiyetlerdedir. Medeniyet havzamızda bu tür de pek çok şahsiyet yer almıştır. Bu [...]


Âdem Babamız yeryüzüne indirildiği gün dünyayı onunla paylaşan bir tek Havva Anamız vardı. Toplam nüfus ikiydi. Üç olduğunu söyleyenler olsa da, meşhur olan ve kabul gören iki olduğudur.Canlı cansız, uzak yakın her şey pırıl pırıldı o zaman.Peygamber ve hanımının ilk yılları af ve mağfiret dilemekle geçti. Uzunca bir süre ayrı kaldılar; (birbirlerinden) çok uzak [...]