Archive for the 'yorumfarkı' Category

DAĞINA GÖRE DUMANIYazla birlikte dizilerin de sonu birer birer gelmeye başladı. Tabiat sonbaharda, diziler ilkbaharda ölüme hazırlanır diye boşuna dememişler. Her yıl tekrar etse de, ölüme nasıl alışılmaz, bu bitişe de kimse alışamaz. Kolay mı, zengini, fakiri diziye kilitlenerek ayakta durmuş yıl boyu. Haliyle çok azı hariç yetmiş beş milyon yasta şu sıralar. Ahali [...]


Beş’ten Sonra
Havalar ısındı ya her akşam eve terden sırılsıklam geliyorum. Küresel ısınmadan mı yoksa bütün Haziranlar mı böyledir bilemem. Şahsım olarak istatistik tutmadım, tutulanlara da itimadım yok. Hem deniz kenarı bir beldede olsaydım bu havalara bayılırdım. Kaldı ki [...]


Kara Mehmet
Oturduğum mahallenin sakin sayılabilecek kıraathanelerinden birinde Türkiye-Brezilya maçını seyrediyorum. Seyredenlerin azlığında ve heyecan düşüklüğünde özel maç olmasının yanı sıra, Bosna yenilgisinin de payı büyük. Milletin takımdan ümidi kesmesine az kalmış. Brezilyalılar bir iki estetik hareket yapar mı diye kerhen bakıyorlar neredeyse tavana yapıştırılmış gibi duran televizyona. Yalnız TV’nin dibindeki masaya çökmüş dört genç arada [...]


Anâsır-ı Erbaa ya da Arızî ServetAnasır-ı Erbaa tamlamasıyla ilk karşılaşmam lisenin ilk yılına denk gelir. Biraz, hatta fazlasıyla gecikmiş olduğunu biliyorum. O seneki en etkileyici bilgi aktarımım bu olmuştu yinede. Anâsır-ı Erbaa, eski/meyen dilde dört unsur (evreni oluşturan toprak, hava, su ve ateş) demekti.Her şeyde böyle temel taşlar, unsurlar vardır. Günlük ilişkilerde, siyasal, sosyal [...]


Beyaz Şahinİşim İstanbul’un büyük binalarından birinde. Kamuya ait bu binaya bir terslik olmadıktan sonra her gün servisle gidip gelirim. Zaten aylıklı çalışanlar olarak hamurumuz kamu, servis, mesai, sabah, akşam ve bunlar gibi yeknesaklığı çağrıştıran bir sürü argümanla yoğrulmuş.Akil adamlar zamanında bunları bizim iyiliğimiz için oturmuş düşünmüşler. İyi de etmişler. Git gel. Saatler, iş, yer [...]